Gezi Notları
Isaura Bölgesi
Zengibar ne demek
Gezi Notları
15 Şubat 2026 günü Bozkır’ın içinden navigasyonumuzu açarak Zengibar antik kentine yola çıktık. Daha önce gördüğüm Hacılar kavşağındaki “Zengibar Kalesi 6” levhasına rağmen berideki levhalarda da navigasyon sağa dönmemizi söylüyordu demek ki oralardan da ulaşıldığını anladık.
Hacılar kavşağından Zengibar 6 kilometre yazıyor ve 2 kilometre sonra hacılardan 4 kilometre toprak yolla zirveye çıkılıyor.

Usulen Hacılar'daki halka Zengibara nasıl gideceğimizi sorunca onlar da aynı yolu tarif ettiler. 1800 rakımlı tepenin eteklerinde Hacılar, Ulupınar, Yazdamı gibi köyler yer alıyor.
Bu tepeye eserler yani tarihi yapıtlar anlamında “Asar Tepesi” deniyor.
Grup olarak arabalarımızı park ettiğimiz düzlükten sonra tam zirve için 20 dakika yürüdük.
Burası 10 binlerce metrekarelik bir düzlükten oluşuyor. Tam bir antik kent enkazı halinde görülüyo, ayakta duran sadece 2 giriş kapısı ve bir de taş hatılları besbelli olan bir sur duvarı.
Sütun başları, sütunların birbirine geçme deliklerinin belli olduğu dev kayalar, 3-5 tonluk büyük düzme kaya blokları yüzlerce metrelik alanlara yayılmış durumda. Birisi Güneydoğu'da birisi kuzeybatıda olmak üzere iki tane giriş kapısı var. Bu giriş kapıları Isaura akropolünün giriş kapıları.
Zengibar emsali iç kaleler gibi o günün elit takımı için bir eğlence merkezinden başka bir şey değil. Tiyatro alanları, hamamlar, su sarnıçları, gözetleme kuleleri ve yapıdaki olağanüstü malzemeler bunu gösteriyor. Zaten burada normal olarak yaşayabilecek insan sayısı ancak yüzlerle ifade edilebilir ki diğer halk tabii ki her zaman olduğu gibi bu iç kale dışındadır.

Bütün antik kentlerde olduğu gibi burada da öbek öbek kazıların yapıldığı görülüyor.
Paylaşımımıza gelen yorumlardan anladığımıza göre buranın götürülebilen büyük köşe taşları kayaları inşaatlarda çevredeki köylerde çeşitli yapılarda kullanılıyor ve kullanılmıştır. Zaten bu durum bütün Anadolu'da geçerli bir durumdur ki eski yapıların köşe taşları yeni yapılara bir malzeme oluyor, olmuştur.
Zengibar kalesi ve İsaura Antik Kenti kalıntıları aynen Mut’taki Adrassus antik kentine benziyor, her şey sağda solda yerde saçılmış durumdadır. Adrasos antik kentinde dev lahitler araziyi süslerken burada ise 3-5 tonluk sütunlar sütun başları lahit parçaları yapı parçaları göze çarpmaktadır.
Yorumcularımızın verdikleri bilgiye göre bu zirveye ulaşan çeşitli yerlerden su kanalları tüneller gizli mahfiller bulunuyor.
Asartepe'nin zirvesinde fazla lahit mezar veya kaya mezarı görülmüyor belki zirvenin etek kısımlarındaki kayalarda yer almış olabilirler yani tepenin zirvesi nekropol değil tam bir akropoldür. Uçak gibi hava araçlarının bulunmadığı binlerce yıl öncesindeki dönemlerde savunma açısından oldukça iyi seçilmiş bir yer burası.

İsaura Bölgesi
Isaura bölgesi Ermenek ile Bozkır arasında bulunan yaklaşık 150 kilometrelik bir güzergâhı kapsar. Milattan sonra 5. yüzyılın ilk çeyreğinde Ermenek Başyayla bölgesindeki Zenonopolis (Bugünkü Elmayurdu – Büyükkarapınar) antik kentinde Zenon diye bir Romalı komutan yaşıyordu. Buraya o sırada “Karaman İsaura” deniyordu.
“İstanbul'daki Bizans / Doğu Roma imparatoru 1, Leon’ın kızıyla evlendi. Bu sırada İsaura bölgesi bu imparatorluğun çok önemli bir eyaletiydi. Altı yaşındaki oğlu Leon II zamanında naip oldu ve onun ölümünden (474) sonra tek başına hüküm sürdü (474 – 494). Halk tarafından sevilmiyordu. Ancak ayaklanan İstanbul halkının tahta çıkardığı Leon l'in dul karısının kardeşi Basiliskos ile iki yıl çarpıştıktan sonra iktidara gelebildi. Tahta çıkmasına yardım eden ostrogotları İtalyaya Theodorich'in üzerine göndererek onları başından savdı (488).” (LarosMeydan)
Isaura bölgesinin bugüne kadar ulaşılan iki büyük antik kenti birincisi Ermenek Başyayla bölgesindeki Zenonopolis / Zenonun kenti ikincisi de Bozkır’daki sözünü ettiğimiz antik kenttir. Bunların dışında sadece Ermenek bölgesinde Dekopolis denilen 10 tane antik yerleşke bugün gün yüzüne çıkmış durumdadır.
Zengibar Kalesi’nin ismi nereden geliyor?
Milattan önce 5. yüzyılda bölgeyi perslerin işgal ettiği biliniyor bu işgal Büyük İskender’in 3. yüzyıldaki buraları ele geçirişine kadar sürüyor. O tarihlerde persler yani bugünkü İran devletinin mazisini teşkil eden persler Taşlık Kilikya ile beraber İsaura kentlerini de ele geçiriyorlar. Bu sırada Bozkırdaki bu kaleye Zengibar adını veriyorlar bu isim senk/bar yani kayalık yer, taştan kale demek olup Zengibar şekline dönüşmüştür.
“Şu anda Doğu Afrika'da yer alan Tanzanya Devleti'ni oluşturan federasyondan Zengibar Devleti vardır başkenti de Zengibar'dır. Doğu Afrika’ya Müslümanların ikinci önemli göçü 957 yılında Hasan b. Ali eş-Şîrâzî’nin İran’dan oğulları ve maiyetiyle birlikte bölgeye gelmesiyle başladı. Şîrâzî, deniz yoluyla Tanzanya’nın güneyinde Kilve’ye giderek orayı merkez edindi. Daha sonra Zengibar ve Pemba dahil Mozambik kıyısındaki Süfâle’ye kadar sahildeki bütün adaları kendisine bağladı. İranlılar Buraya zenci memleketi demek olan Zengibar dediler. Zengi Araplarca zenci olarak okundu ve Zenciler Yurdu manasına kullanıldı.” (TDV)
Bozkır Zengibar Kalesi'nin bu anlattığım Farsça kelime kökünden olduğuna bir kanıtımız da Prof. Dr. Osman Doğanay’ın konuyu ele alan makalesinde geçen “buradaki yazıtlarda Pers isimlerine rastladığı” yolundaki bilgidir.
“İsaura, Konya- Bozkır Kara yolunun üzerin de Bozkıra 16 km (doğrusu Bozkır merkezden 20 km) uzaklıktadır. Bu günkü Zengibar Kale olarak bilinen yerdir. İsaura, 1860 metre yükseklikte hâkim bir tepe üzerine kurulmuştur. Sarp uçurumlarla çevrilmiş olan tepe, Konya ve Toroslar ı kontrol altında tuta bilen bir yerdir. Özellikle seçilmiş olan bu dağ tepesi, ayrıca Seydişehir, Karaman, Hadim yörelerini de kontrol altına almaktadır. Bol su kaynaklarının bulunduğu, Toroslar dağ sıralarının, Seydişehir ve Suğla Gölünün, hatta Konya’nın bir çok yöresinin görülebildiği bu hâkim tepe, İsauralılar tarafından bilinçli olarak seçilmiştir.” (Bozkır Kaymakamlığı Web Sitesi)
“Zengibar Kalesi - Sengbar Kalesi
Darende'nin kuzey yamaçlarında bulunan ve Sengbar ismi ile anılan Zengibar Kalesi'nin kitabesi bulunmamaktadır. Seng-bâr, Farsçada Taşkale anlamına gelen bir sözcüktür. Kalenin yekpare bir kaya parçası üzerine kurulduğu düşünülürse, daha önce kaleyi ele geçirmiş olan Perslerin Kale'ye bu ismi verdiği sanılmaktadır. İki sahabe mezarının da bulunduğu rivayet edilen Kale; giriş kapısı, burçları, kral köşkleri ve su kanallarının kalıntıları ile yüzyıllar öncesindeki medeniyetlerin bugünlere taşınan izlerini bünyesinde saklamaktadır. Kale kapısı 2010 yılında restore edilmiştir.” (Darende Malatya Kaymakamlığı Web Sitesi)














