BM, AB, İİT, ŞİÖ, TDT çalışmıyor mu? Ateşkes… Hemen bu yangını söndürün!
İran, İslam'ın temelini oluşturan Kur'an ve sünnet konusunda genel İslami görüşe aykırı bir fikre sahip değildir.
İranlılar İslam'ın ve imanın şartlarına aynen genel Müslümanlar gibi inanırlar. İran'ın Müslümanların büyük çoğunluğuna aykırı olduğu taraf sadece siyasi taraf olup bu da dert halife devrinden sonraki bir gelişmedir.
Bütün Müslümanların bu savaşta İran'ın yanında olmaları gerekir. Ancak İran'ın İslam toplumuna aykırı düşen siyasi ve dini görüşlerini komşu İslam ülkelerine veya diğer İslam ülkelerine ihraç etmeye çalışması arada büyük bir soğukluk meydana getirmiştir. Son durumda da İran'ın ABD üslerinin bulunduğu Müslüman komşularına füzelerle saldırması bu soğukluğu donmaya geçirmiştir.
Bu durumda her zaman söylediğim gibi İslam ülkeleri en kısa sürede bir araya gelerek inanç farklılıklarını sıfıra indirmenin yollarını aramalıdırlar. Amel ve dini uygulamalardaki farkların hiçbir zaman bir sıkıntı meydana getirdiği görülmemiş ve görülmeyecektir.
Bütün Müslümanların ortak zaafımız ve zayıflığımız Allah'ın "Ordularınızı düşmanları caydıracak şekilde donatın" (Enfal 60) emrine gerekli önemi vermememizden kaynaklanıyor.
Mesela büyük bir medeniyetin mirasçısı, İran'ın hava gücünün hiç ortada görülmemesi beni çok şaşırtmıştır. Her türlü füze saldırısının düşmanda etkili bir karşılığının olmadığı görülüyor.
Bu savaştan başta Araplar olmak üzere bütün İslam ülkeleri büyük bir ders almalıdırlar. Savunmalarını vesayetle başkalarına havale etmenin tehlikelerin en büyüğü olduğunu anlamalıdırlar. Bir de Müslüman ülkelerin savunma ile ilgili buluşlarını geliştirdiği silahları sürekli paylaşıp gündem oluşturmalarının doğru olmadığını düşünüyorum.
İstihbaratımız çok güçlü olmalıdır. Dünyanın en gelişmiş hava gücüne sahip olmamız gerekiyor.
Artık savaşlarda hiçbir kural tanınmadığını, masum çocukların okulların, hastanelerin nasıl hedef alındığını dehşetle izliyoruz. Hiçbir savaşın olmadığı insanca yaşanan bir dünya isterken şu anda Dünya büyük bir batağa saplanmak için koşuyor.
Dijital teknolojide kesinlikle geri kalma şansımız yoktur. Bütün bilimsel gelişmelerde olduğu gibi bu alanda da Müslümanların mutlaka en ön saflarda olması gerekiyor.
Şu anda (18.03.2026) izlediğimiz son savaşta gördük ki dijital teknolojide zirvede olanlar rakiplerinin liderlerini genelkurmay başkanlarını dini liderlerini nokta atışlarıyla hatta cep telefonlarını patlatmakla öldürebiliyor.
Bu sözün bittiği yer deyip sustuk
Ardından da beraberce kan kustuk!
12.000 kilometre öteden gelerek 2500 kilometre kala kadim düşmanını yanına alarak bir Müslüman ülkeye saldırıyor... Bu Müslüman ülkenin etrafı katman katman Müslüman ülkelerle çevrilmiş durumdadır...
Bahanesi tam anlamıyla kurdun kuzuya "suyu neye bulandırdın?" tarzıdır...
Ufak inanç farklılıklarından kaynaklanan nedenlerle Müslümanlardan eme yarar bir karşı çıkış görmediği gibi çoğunluğundan destek bile alıyor...
Kimdir bu?
İkinci Dünya Savaşı’nı kazanalı beri istediği ülkede gizli servisi aracılığıyla darbeler yaptırıyor… Demokrasi ile yönetilen ülkelerde seçimlerin kimi kazanacağını büyük oranda belirliyor... Krallıkla yönetilen ülkelerin yüzde sekseninde prensleri önceden yandaşı olarak yetiştiriyor...
Kimin hangi silahları alabileceğine o karar veriyor... Sattığı silahların kendi dostlarına kullanımına asla izin vermiyor… Fiili müdahale olacak sınırı olmayan ülkelere vekâlet savaşçısı olarak uç karakollarını görevlendiriyor... Vekâlet savaşçılarına istediği ülkenin devlet başkanını genelkurmay başkanını ve en üst askeri yetkililerini baskınlarla öldürtüyor...
Terör uyuşturucu gibi suçlar isnat ederek koca koca devletlerin başkanlarını yatak odasından paketleyip ülkesine götürüyor... Diğer ülkelerdeki iç karışıklıklarda yandaşlarını görevlendirerek olayları derinleştiriyor... Diğer ülkelerin bölünmesi için terör örgütlerine azami derecede destek veriyor...
Faraza bir ülkeye bir faydası dokunsa bile o ülkenin yeraltı kaynaklarını değerli madenlerini işletmek için kesin söz alıyor... Diğer ülkelerden biraz sesi çıkan başkanları övgüye boğarak pasifize edebiliyor… Kendisine rakip saydığı ülkelerle ufak bir işbirliği yapan dostlarını satarak onlara hakları olan silahlarını bile vermiyor...
İslam ülkelerinin despot başkanları ve krallarına “sizi ben koruyorum” diye şantaj yaparak 100 milyarlarca dolarlarına ya el koyuyor ya da alışverişe zorluyor... Dev Amerikan kıtasının Güney bölümündeki bütün ülkelerini ele geçirmek için harekete geçiyor...
Grönland’ı ele geçirmeyi planlıyor, Alaska’yı satın alarak kuzeyini genişletiyor... Bizzat yanlarına kadar giderek Dünya nüfusunun dörtte birini teşkil eden ve beşler arasında yer alan Çin ve Rusya'yı susturuyor...
Böylece bundan 40 -50 yıl önce haber verilen ve: kıyamet teorisi, felaket tellallığı ve komplo teorisi olarak küçümsenen bu gelişmeler bugün gerçeğe dönüşüyor...
Ya biz? Yani Müslümanlar olarak bizim attığımız bütün taşlar ayrı ayrı yerlere gidiyor hiç bir araya düşmüyor... Onlar geçersiz ve batıl dinlerini referans alarak bunları yaparken biz evrendeki tek hak din ve en büyük iyilik hareketini gerektiği gibi tanıtamıyoruz...
Ya Rabbi encamımızı hayreyle!!! Bu son zalim Çıfıt – Evanjelik imparatorluğun dağıldığını görmeyi nasip eyle bizlere!!!














