İslam’da yardımlaşmanın somut bir kurumu infak
İnfak harcama manasına olup Kur’an-ı Kerim'de kendi ihtiyacımızı karşıladıktan sonra artan mallarımızdan gösterilen mercilere harcama yapmayı ifade eder.
İnfak farz olan zekâtın dışında bir ibadet olsa da isteğe bağlı bırakılan bir ibadet de değildir. Mesela bir kişinin, muhtaç oldukları takdirde anasının babasının kardeşlerinin bacılarının bütün ihtiyaçlarını görmek üzerine bir vecibedir. Bu durum muhtaç olan diğer akrabalara da yakınlık sırasına göre sirayet eder. Halk arasında sıkça kullanılan nafaka da aynı köktendir. İnfak kısaca Kur’an-ı Kerim'de malın zekâtı verildikten sonra daha fazla kalan fazlalıkları ifade eder.
Kur'an-ı Kerim'de geçen yetmiş infak türevi kelimelerin çoğunluğu ihbari tarzda ve infak edenleri öven ayetlerdir. 10 ayette ise “infak edin” tarzında emir kipiyle direktifler verilmektedir.
Buraya önce infak edenlerle ve etmeyenlerle alakalı ayetlerden bazılarını mealen alıyoruz.
İyiliğe Ermek
“Allah rızası için, sevdiğiniz malların fazla olanlarını: ana-baba, yakınlar, öksüzler, yoksullar ve yolcular için harcamadıkça iyiliğe asla eremezsiniz. Ne harcarsanız Allah onu hakkıyla bilir.” (2 / 215 - 3 / 92)
“De ki şüphesiz Rabbim rızkı kullarından dilediğine bol bol verir ve dilediğine kısar. Allah yolunda her ne harcarsanız Allah onun yerine başkasını verir o rızık verenlerin en hayırlısıdır.” (Sebe 39)
Bu ayet-i kerimede infak edilen yani harcanan bir malın yerine Allah tarafından mutlaka halefinin getirileceği fazlasıyla konulacağı ifade ediliyor.
İnfak ayetlerinden birisi de gerektiğinde gizli olarak dağıtılıp hem kendisinin tanınmaması hem de karşıyı mahcup etmemek bakımından bu yolun izlenmesini tavsiye eder niteliktedir.
“Yine onlar rablerinin rızasını isteyerek sabreden namazı dosdoğru kılan kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak Allah yolunda harcayan ve kötülüğü iyilikle savan kimselerdir işte onlar var ya Dünya yurdunun güzel sonu sadece onlarındır.” (Ra'd 22)
Hadid suresinin 10. ayetinde ise Cenab-ı Hak infak konusunu biraz daha detaylı olarak anlatarak yerlerin ve göklerinin Allah'a ait olduğunu yani bütün mallarınızın sonuçta Allah'a kalacağına ve bu sonuca ulaşmadan Allah yolunda mallarınızın fazlasını harcayın emrinde bulunuyor.
“Ne oluyor size ki Allah yolunda harcamıyorsunuz halbuki göklerin ve yerin mirası Allah’ındır elbette içinizden fetihten önce harcayan ve savaşanlar daha sonra harcayıp savaşanlara eşit değildir onların derecesi sonradan infak eden ve savaşanlardan daha yüksektir bununla beraber Allah hepsine de en güzel olanı vaat etmiştir Allah'ın yaptıklarınızdan haberi vardır.” (Hadid 10)
Rabbimiz özellikle zekâtın üzerinde bir harcama olan bu infak konusunda başa kakma ve verilen kişiyi yoksulu bir nevi kendisine manevi bağımlı sayma gibi durumlara kesinlikle izin vermiyor ve şöyle buyuruyor.
“Mallarını Allah yolunda harcayıp da arkasından başa kakmayan fakirlerin gönlünü kırmayan kimseler var ya onların Allah katında has mükâfatları vardır onlar için korku yoktur üzüntü de çekmeyeceklerdir.” (Bakara 262)
Yaratıcımız infakın ancak infak edene fayda sağlayacağını ve Allah tarafından fazlasıyla ona geri ödeneceğini ifade eder ve kimlere infak edilmeli sorumuza şu iki ayeti ile cevap veriyor.
“Ey Muhammed onları doğru yola iletmek sana ait değildir lakin Allah dilediğini doğru yola iletir hayır olarak harcadıklarınız kendi iyiliğiniz içindir yapacağınız hayırları ancak Allah'ın rızasını kazanmak için yapmalısınız hayır olarak verdiğiniz ne varsa karşılığı size tam olarak verilir ve asla haksızlığa uğratılmazsınız. Yapacağınız hayırlar kendilerini Allah yoluna adamış bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun bilmeyen kimseler iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder sen onları simalarından tanırsın çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir.” (Bakara 272, 273)
Malını infak eden kişi hem verdiği bu sadakayı hem de verdiği kişiyi unutmalı asla ömrü boyunca bir utanç sıkılma başa kakma durumu olmasına izin verilmemelidir bu hususta Cenabı Hak şöyle uyarıda bulunuyor.
“Ey iman edenler Allah'a ve ahiret gününe inanmadığı halde malını gösteriş için harcayan kimse gibi başa kakmak ve incitmek suretiyle yaptığınız hayırlarınızı boşa çıkarmayın. Böylesinin durumu üzerinde biraz toprak bulunan düz kayaya benzer ki sağanak bir yağmur isabet etmiş de onu çıplak pürüzsüz kaya haline getirivermiştir bunlar kazandıklarından hiçbir şeye sahip olamazlar Allah kâfirleri doğru yola iletmez.” (Bakara 264)
Malının fazlasından harcamak demek olan zekât dışındaki infak konusunda Tevbe suresinde ilginç bir ayet vardır. Burada Müslümanların mallarını infak ederken rasulullah'ın duasını almak ve Allah'ın rahmetine erişmek niyetini taşıdıkları takdirde buna muvaffak olacakları teyit edilir.
“Bedevilerden öylesi vardır ki Allah'a ve ahiret gününe inanır hayır için harcayacağını Allah katında yakınlığa ve peygamberin duasını almaya vesile edinir bilesiniz ki o harcadıkları mal Allah katında onlar için bir yakınlıktır Allah onları rahmetine cennetine koyacaktır şüphesiz Allah bağışlayan esirgeyendir.” (Tevbe 99)
Allah yolunda malının fazlasını infak edenlere şöyle örnek veriliyor.
“Allah yolunda mallarını harcayanların örneği yedi başak bitiren bir dane gibidir ki her başakta 100 tane vardır Allah dilediğine kat kat fazlasını verir Allah'ın lütfu geniştir o her şeyi bilir.” (Bakara 261)
“Allah'ın rızasını kazanmak ve ruhlarındaki cömertliği kuvvetlendirmek için mallarını hayra sarf edenlerin durumu bir tepede kurulmuş güzel bir bahçeye benzer ki üzerine bol yağmur yağmış da iki kat ürün vermiştir bol yağmur yağmasa bile bir çiselti düşer de yine ürün verir Allah yaptıklarınızı görmektedir.” (Bakara 265)
İnfak etmeyi emreden ayetlerden bazıları da şunlardır:
“Allah'a ve resulüne iman edin sizi üzerinde tasarrufa yetkili kıldığı şeylerden harcayın sizden iman edip de Allah rızası için harcayan kimselere büyük mükâfat vardır.” (Hadid 7)
Allah'ın farz kıldığı zekâtın dışındaki bir harcama olan infak hakkında nazil olan bu ayette de bizlerin malların sahibi değil sahibinin vekili olduğumuz yani sahibi adına o malları yönettiğimiz vurgulanır.
“Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın. Yaptığınızı güzel yapın; Allah güzel yapanları sever.” (Bakara 195)
“Herhangi birinize ölüm gelip de: Rabbim! Beni yakın bir süreye kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam! demesinden önce, size verdiğimiz rızıktan harcayın.” (Münafikûn 10)
“Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan hayra harcayın. Size verilse, gözünüzü yummadan alamayacağınız kötü malı, hayır diye vermeye kalkışmayın. Biliniz ki Allah zengindir, övgüye lâyıktır.” (Bakara 26)
“Ey iman edenler! Kendisinde hiçbir alış verişin, hiçbir dostluğun ve hiçbir şefaatin bulunmadığı bir gün gelmeden önce, size verdiğimiz rızıklardan Allah yolunda harcayın. Kâfirlere gelince, onlar zalimlerdir.” (Bakara 254)














