1876'da başlayan savaşlar 1945 yılına kadar dünyayı kasıp kavurdu. Bu savaşların merkezinde Osmanlı imparatorluğu ve düşmanları vardı.
Bu savaşlar sırasında dünyada olduğu gibi memleketimizde de kadın erkek nüfus eşitliği yüzde yetmiş oranında bozuldu. Özellikle 1910 ila 1922 arasında hiç ara vermeyen savaşlarda Anadolu'da hiçbir yerde tarlaları ekecek erkek kalmamış ülke topraklarının %70'i atıl kalmıştı. Çünkü bütün gençler yedi cephede yedi düvele karşı ya şehit ya gazi olmuşlardı.
Savaşlar bittikten sonra Cumhuriyetimizle beraber artık ülkemizde nüfus bakımından ağır ağır kadın erkek eşitliği sağlandı ve arazilerimiz büyük oranda ekilip dikilmeye başlandı. Ama bu dönemi yeni bir göç dalgası takip etti.
1960'lı yıllarda gerek yurtiçine gerek yurt dışına vatandaşlarımız uzun bir sefere çıktılar. Bu vesile ile tarlalarımızın özellikle motor ekipmanı olmayanların tarlalarının çoğu yeniden gen kaldı. Bu gurbetçiler gerek emekli olarak gerek kesin dönüş yaparak memleketlerindeki ata yadigârı yurtlarını onarıp tarlalarını bahçelerini ekmek için geri döndüler.
Bunun sonucu olarak 2017 yılına gelindiğinde köylerdeki beldelerdeki metruk araziler hayata dönmüş başlarında da ufak tefek bağ evleri yapılmış halde görülüyordu. Devlet baba o zaman bir imar affı çıkararak bunlara YKB vermişti. Peki devlet baba sözünden döndü mü, bu af azaba mı dönüştü, yoksa ne oldu da sıkıntı çıkaracak bir yasa için uğraşıyorlar? Eğer devletimiz verdiği sözlerden ve garantilerden dönerse halk ne yapar?
Eğer devletimiz tarım arazisi arıyorsa yardıma hazırız şöyle ki:
Birinci olarak: 1990'lı yıllarda, “uzun süredir ekilmiyor” diye sahiplerinin çoğu tapulu olduğu halde ve 300-400 yıldır atalarından miras kalan ormana yazılan meraya aktarılan yaylaları, yer bağları, arazileri geri vererek sağlayabilir.
İkinci olarak da şu anda bile ülkemizde yüz binlerce dönüm arazi, kurtarmıyor, zarar ediyor, motor ekipmanı olmadığı için ekip kaldırsa bile sahibine bir gelir sağlamıyor, bu nedenle ekilmiyor gen kıraç olarak kalıyor. Devlet bunların sahipleri ve belediyelerle anlaşarak sahiplerinden kiralayarak ekebilir veya sahiplerinin motor ekipman hizmetlerini düşük maliyetlerle karşılayarak ekmeleri sağlanabilir.
Anadolu'nun bereketli hilali olarak bilinen orta Torosların Ermenek, Gülnar, Mut, Akseki, Anamur, Gazipaşa, Hadim, Bozkır ilçelerinin parça parça olan küçük tarlaları ekonomik olmayacağı nedenle kesinlikle büyük oranda bugün ekilmemektedir. Durum bütün Anadolu’da aynıdır adı geçen bölgeyi tanıdığım için o adları verdim.
Bu ekilmeyen tarlalar genelde yaylalarda olanlar olup bazen sulak bazen susuz olan arazilerdir. Bu arazilerde diyelim ki bir vatandaşın 5 dönüm bir yeri varsa bunu motor ekipmanı alması imkânsızdır, motor ekipmanı olmadan da bir kişiye sürdürmesi ilaçlatması tarla ettirmesi nadas ettirmesi ekip de kaldıracağı ürüne bakıldığı zaman ekonomik olmamaktadır. Bu nedenle ekmemektedirler. Bu durumda devletimiz veya yerel yönetimler bu vatandaşların hepsi ile tek tek görüşerek bu tarlaların ekilmesi sağlanmalıdır.
Bu tarz boş kalan arazilerin miktarı üç milyar 800 milyon metrekareyi bulmaktadır.
Ben merkezinde bulunduğum Taşeli yöresinin ilçelerini örnek verdim. Bütün Anadolu'nun Bu şekilde olduğunu biliyorum ve görüyorum. Halk genellikle bu coğrafyada arazilerine sulayabildiği kadar meyve fidanı dikerek değerlendiriyor. Su uğramayan yerleri ise ekonomik olmayacağı nedenlerle başkasına sürdürüp ektirme yoluna gitmiyor. İşte burada devletimiz devreye girerek bu sorunu çözmelidir.
Devletimize özellikle tarım ve orman idarelerine bir hatırlatma yapayım: Köylünün yaylalarını ormana kaydettiniz ve çam diktiniz. Bu çamlar şu anda yaşayan hiçbir kimsenin ulaşamayacağı 90 sene sonra kesime gelecek biliyor musunuz? Oysa o tarlalara en ucuzundan buğday ekilseydi 90 yılın geliri hem yıldan yıla peşin gelecek ekonomiye katkı sağlayacak hem de ormanın getirisini %100 en az ikiye katlayacaktı. Evet orman da lazım ve çok önemli ama halkın ekenek tarlalarını elinden alarak değil.
Halkın, ölü toprakları diriltmek uğruna, tarlasının başına bir nefeslik oda yapmasını bırakın da daha akıllıca önlemler alarak halktan aldığınız yaylaları ve arazileri geri verin, olur mu?














