Petrolcüler ve lastikçiler…
Bohçacılıkta arabalı hale geldikten sonra lastik bizim için önemli bir sorundu. Arabanın pabuçları olan lastikler zamansız patlarsa seni yolda kor ve işini engellerdi. Bunun için lastik söküp yedeğin takmasını çok iyi yapmamız gerekiyordu.
Bir seferinde 72 model Ford minibüsün lastiği patladı ve şöyle bir düşündükten sonra kaç dakikada söküp takayım, diye saatimi tutup işe koyulmuştum. Minibüsün lastiğini 15 dakikada söktüm yenisini taktım ve yola revan oldum.
Ama her zaman sağlam bir yedek lastik, sağlam bir ortam ve uygun bir zemin olmayabilirdi. Karaman yolu, İstanbul yolu, Ankara yolu, Aksaray yolu, Ereğli yolu civarındaki petrollerin hepsinden birer lastikçinin telefonunu kaydetmiştim. Bu güzergâhlarda lastiğim patladığında arar, çağırır hemen onlar da gelirler, işimizi görürlerdi.
Ereğli yolu 80. kilometrede Merdivenli köyü vardır, aslında Merdivenli bir köy değil az ilerdeki bir Akçayazı adlı Türkmen köyünün yaylasıdır. Burada 8-10 hane oturmaktadır ve hepsi bizim müşterimizdir.
Merdivenliler ne isterlerse arabama koyar getirir ihtiyaçlarını görürdüm. Bir defasında oradaki iki petrolden birisinin sahibi bana “çorap var mı aylıkçı?” dedi. Ben de baktım çorap bulamadım ve “yokmuş abi gelecek aya getireyim” dedim. Petrolcü “bir tekstilcide çorap olmazsa neye yarar, niye boşuna dolaşıyorsun?” diye bana gülerek sitem etti.
Eski model Isuzu kamyonumuz vardı. Motoru sık sık yağını eser ben de her gün yağına bakar eksiğini tamamlardım. Neredeyse ayda bir teneke 20/50 yağ harcardık. Bir defasında Merdivenli petrolünde yattıktan sonra sabahleyin yağı kontrol edince yağın esmiş olduğunu gördüm. Yağım da kalmamıştı ama telaşa gerek yoktu, henüz petrolde idim.
Petrolcünün yazıhanesine vararak “abi 20/50 yağ var mı?” Diye sorunca petrolcü bana “maalesef 20/50 yağımız kalmadı” dedi. Ben de gülerek “bir petrolde 20/50 motor yağı olmazsa burada neye boşuna beklersiniz” diye takılmıştım.
Merdivenli petrolünün lastikçisi ile çok yakın dost olmuştuk hatta ailecek bile misafir oluyordum. Aslen Konya'nın dışından Kütahyalı olduğunu lastikçi Ahmet abi çok dürüst, koca doğru, işinin ehli bir adamdı. Ben her ay Türkmen köylerini bitirdikten sonra Merdivenlideki petrolün uygun bir yerine park eder bir gün sonra sabahı diğer köylere devam ederdim.
Bir gün yine lastikçi tarafına arabamı park ettim ve arabadan inince, lastikçinin oğlunun yanıma doğru geldiğini gördüm. “Abi babamgil seni çağırıyor” ben de çocuğu takip ettim. Tam yemeği sofraya koymuşlar, benim de park ettiğimi görünce beni çağırtmışlar. Allah razı olsun böyle dostlar insana yaşama sevinci verir.
Yenge hanım, Ahmet Ağa, kızları ve tek oğlu Harun gerçekten benim için birer aile ferdi gibiydiler. Ben oraya her geldiğimde mutlaka yemek ikram ederler hatta yatı için eve davet ederlerdi. Ancak ben yanımda hanım olmadıkça yatı için eve gitmezdim.
Arabamın içinde de yatmak için hatta yemek yapmak için bir düzen kurmuştum.
(Konya Sokaklarında Kırk Yıl / Bir Bohçacının Anıları 1986 – 2025)














