Mhp heyeti Dem Partiye Bayram ziyareti yaptı.Bu yazı Demlenenlere ithafen yazılmıştır.
Bugün bayram… Ama bazı görüntüler var ki bayramın ruhuna değil, vicdanlara dokunuyor.
Siyaset adına atılan bazı adımlar, sadece “ziyaret” olarak açıklanamaz. Hele ki bu adımlar, dün söylenen sözlerle, verilen mesajlarla ve toplumun hafızasında yer eden acılarla çelişiyorsa…
Ozan Arif’in dizelerinde yankılanan dava ruhu hâlâ tazeyken, Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun toprağa düşen gençliği hâlâ yürekleri yakarken, Sinan Ateş’in ardından adalet beklentisi hâlâ karşılık bulmamışken…
Bugün çıkıp “bayramlaşma” adı altında verilen fotoğraflar, ister istemez şu soruyu sorduruyor:
Bu nasıl bir hafıza? Bu nasıl bir duruş?
Dün kürsülerde en sert sözleri söyleyenler, bugün en yumuşak tebessümlerle poz veriyorsa; burada sorgulanması gereken sadece siyaset değil, samimiyettir.
Elbette siyaset diyalog gerektirir. Kimse “kapılar kapansın” demiyor. Ama mesele diyalog değil; mesele, dün ile bugün arasındaki mesafenin bu kadar açılmasıdır. Bu mesafe, sadece siyasi değil; vicdani bir boşluk da oluşturur.
Toplum her şeyi görür. Kimin nerede durduğunu, ne zaman sustuğunu, ne zaman konuştuğunu unutmaz. Hele ki söz konusu olan, yıllarca “dava” diye anlatılan bir yolsa…
Bayramlar helalleşme günüdür denir. Peki bu görüntüler, kimle helalleşmedir? Ve en önemlisi; kimlerin gönlünde bir kırgınlık bırakmaktadır?
Bazı soruların cevabı hemen verilmez. Ama zaman, en sert hakemdir. Ve zaman geldiğinde herkesin bugünkü duruşu da, sessizliği de, tercihi de tek tek hatırlanacaktır.
Bayramın gölgesinde kalan bu tablo, sadece bir ziyaret değil; bir sınavdır. Ve bu sınav, sandığımızdan çok daha derin bir yerde, vicdanlarda yapılmaktadır.
NİHAL ATSIZIN DEDİĞİ GİBİ; BİR SEFER ŞEREFSİZ OLANIN DAHA SONRA ŞEREFLİ OLDUĞUNU GÖRMEDİM..














