Osmanlı Devletinde hiçbir mabet devletçe yapılmadığı gibi işletmesi de devletçe yürütülmedi. İhtiyaç duyulan yere mabedi halk ya da hayırseverler yapardı.
Osmanlı devleti zamanında cami görevlileri Şeyhülislam tarafından atanmazdı.
Bu nedenle hiçbir din hizmetini yürütmek devlete yük teşkil etmezdi.
Cami yapan köy, mahalle halkı, vakıf ya da hayır sahibi görevliyi de çevresinden bulur ehliyeti olup olmadığı tespit edildikten sonra kendisi yıllık, aylık ya da günlük ücretini vermek üzere atardı.
Mevcut cami, mescit, medrese gibi bütün dini kurumlarda da durum aynıdır. Mevcut görevli ölürse layık ve ehil çocuğu devam ettirirdi. Herhangi bir görevli çocuksuz olduğunda en yakınlarından birisi ehliyetli ise yerine geçerdi.
Bütün görevlilerin ücretleri kesinlikle camiye gelir sağlayan vakıf tarafından ödenirdi.
Yine bütün görevlilerin ataması mutlaka merkezi bir izin, berat, buyuruldu ile inayet ve tevcih yapılırdı, ancak bu görevliler yerel kurum tarafından seçilirdi.
Cami, mescit, medrese gibi dini müesseselerde görevli sınıfı şunlardır:
Mütevelli; kurumun genel idarecisi
Nâzır; kurumun genel denetçisi
Muarrif: yapı ve müştemilat rehberi olan kişi.
Müderris; medreselerde ders veren kişi.
Dersiam; halka camilerde nasihat vaaz veren kişi.
İmam; beş vakit namaz kıldıran kişi.
Hatip; büyük, cuma kılınan camilerde sadece görevi hutbe okuyup cuma kıldırmak olan kişi.
İmam Hatip; caminin hem beş vakit namazını hem de cuma hutbesini okuyup cuma kıldıran kişi.
Müezzin; beş vakit ezan okuyan kişi.
Kayyım; caminin genel temizlik işleri ile ilgilenen kişi.
Salahan; mübarek gün ve gecelerde ve cenazelerde sala okuyan kişi.
Çerağdar; dini yapının geceleri aydınlatılmasını sağlayan kişi.
Bevvab; kapı hizmetlerini gören kişi.
Ferraş; tefrişat işlerini gören kişi.
Cüzhan; cüz okuyan kişi.
Mevlithan; mevlit okuyan kişi.
Duahan; dua okuyan kişi.
Devirhan; cenazelerin devir ıskat işlerini gören kişi.
Yasinhan; Yasin okuyan kişi
Hatimhan; Kur’an-ı Kerim'i bütünüyle okuyan kişi.
Aşirhan; 8-10 ayetlik Kur’an’dan bir bölüm okumakla görevli kişi.
Duagüy; görevi dua etmek olan kişi.
Hasbi; gönüllü olarak dini müessesede ücretsiz görev üstlenen kişi.
Bütün bu görevlilerin ücretleri 18-19. yüzyıl kayıtlarına göre genellikle aylık olarak yarım akçe ile 5 akçe arasında değişir.
18 ve 19. yüzyıllarda akçenin değerinin düşmesi ile kuruş olarak vazife karşılıkları verilmeye başlanmıştır. Bu sırada da ücretler bir kuruş 10 para, 2 kuruş 20 para gibi değerlerin ifadesi görülür.
Yukarıda saydığımız vakıf, cami, medrese, mescit gibi yerlerde görev yapan kişilerin ücretlerinin para yerine buğday olarak ve yıllık olarak hesaplandığı da çoğu kayıtlarda geçer. Bu durumda söz konusu dini yapıyı yapmak yaşatmak ve sürdürmekle görevli vakfa gelir sağlayan arsaların öşürlerinden buğday arpa tahsis edildiği bilinmektedir.
Dini yapının büyüklüğüne göre yukarıdaki bütün kurumların vazife sahiplerinin giderleri o kurum için oluşturulan vakıf veya hayır sahipleri tarafından karşılanır ve devlete bir kuruş bile yük olmazdı.
(Kaynak Devlet arşivleri Hurufat defterleri)














