Kızılcalı Mehmet Romanım Üzerine
Bir nebze soyağacı araştırması
Kızılcalı Mehmet’ten Topbaş Mehmet’e
Enver Aslan Abinin Anlattıkları
Babam Hüseyin Kızılca ile Alakalı Enver Abinin Anısı
1992 yılıydı, Ayrancı’daki emmioğlum Mehmet abiyle beraber Enver Aslan abim Konya Aydınlık Evlerdeki fakirhaneme teşrif ettiler.
Mehmet abiyle ikisi sık sık görüşürlermiş, Mehmet abi de beni ona tanıtmak için getirmişti. Enver Abi bizim sülaleyi tek tek tanıyordu. Enver abiyle ben ilk defa görüşüyordum. Bu tarihten sonra kapıdan kapıya doğrudan pazarlama işimden dolayı Cumhuriyet Mahallesindeki evlerine de varmaya başladım. Alış veriş yapan Emine yenge ile de ailecek tanıştık.
Yukarı Çağlar köyünden olan Enver Aslan abi ana tarafından ailesiyle bizim Tekeler sülalesinin yakın akraba olduğundan bahsettiler. Anne tarafından en büyük annesinin Gargaradan gelin geldiğini ve bunun da Tekelerden olduğunu kısaca öğrendim.
2010 yılında emekli olunca başladığım kitap çalışmalarından birisi de “Kızılcalı Mehmet” adlı romanımdı. Bu yıllarda Osmanlı Arşivlerini baştan sona tarayarak 1830 tarihinde yapılan sayımda büyük dedem Kızılcalı Mehmet adıyla kaydedilmişti. Zaten soyadımızı alış nedenimiz olarak Anamur (Bozyazı) Kızılca köyünden geldiğimiz büyüklerimizce her zaman dillendiriliyordu.
“Kızılcalı Mehmet” adlı çalışmamı 250 sayfada tamamladım, son bölümünde de günümüzde büyük dedem “Kızılcalı Mehmet” torunlarını tam olarak tanımam ve kaydetmem gerektiğine inanarak çalışmalarımı halen sürdürüyorum.
2022 yılı Martının beşinde yine Yukarı Çağlardan aynı aileden Kerim Toslak hocamla görüşerek evinde uzun uzadıya iki sülale arasındaki akrabalığı derinlemesine inceledik. Kerim beyden e-devlet soyağacını PDF olarak aldım.
Aklımda Enver abiyle de konuyu derinlemesine görüşmek ve akrabalığın umdelerini belirlemek vardı. Altı ay önce kendisini bu husus için aradığımda e-devletten her şeyi çıkardığını ve her zaman benimle paylaşabileceğini belirtmişti.
10 Mart 2022 günü Enver abinin küçük kardeşi Orhan Bey vefat etti. Kendisiyle 2010 yılında bir bayram ziyareti sırasında evinde tanışmış akrabalıktan söz etmiştik. Orhan Bey bildiğim kadarıyla elektrik idaresinde şef ve müdür olarak memleketten çok kişiye iş imkânı sağlayan tanınmış ve sevilen bir şahsiyetti. Allah rahmet eylesin.
Vefat ettiğinin ertesi günü Enver abimi arayarak Orhan abi gile taziyeye gideceğimi bildirdim ve adresini teyit ettikten sonra ailecek taziyede bulunduk. Taziye evinde herkesin beni gıyaben tanıdığını gördüm, vicahen de tanışarak iki ailenin akrabalığından da söz ettik.
15 Mart 2022 günü Enver abiyi arayarak akşam kendilerine de taziyeye geleceğimizi haber ettikten sonra Enver Abinin evine de ayrıca taziye için ailecek vardık. Emekli olup ticareti bırakalı beri yaklaşık on yıldır görüşmemiştik, hasret giderdik, derin sohbetler ettik, tarihi, eskileri, anıları yâd ettik.
Bu sohbet sırasında Gargara, Yukarı – Aşağı çağlar ve Balkusan köylerinin yüzde yüz soy sop bakımından birbirine girmiş olduğunda mutabık kaldık. Şu andaki yayla - sahil tarım alanları bakımından da iç içe oldukları bir gerçektir.
Enver abide, özenle tertip edilmiş Yukarı Çağlar köyünün bir geniş soyağacı haritasını inceledik. Kendi soyağacını da önümüze koyup iki sülalenin akrabalığını ele aldık.
Enver abinin anneannesinin annesi Emiş teyze Gargaradan bizim sülaleden gelin gelmişti. Bu Emiş teyzenin kızı olan Emine beş kız çocuğu dünyaya getirmiş bunlardan birisi Balkusan’daki Selvinaz’ın annesi, birisi Alakisedeki İbiş Fettah’ının annesi, birisi Alakise’den Kerim Kaya’nın anneannesi, birisi Gargara Aralık mahallesinden Mucuklara gelin gitmiş olan, en küçükleri de Enver abinin annesi olan ve aynı adı taşıyan Emiş teyzedir.
Emiş teyze 2000 yılında vefat etti. Tekelerden cenazesine çok katılan oldu. Enver abinin anlattığına göre Emiş teyzeye bizim sülale “bizim gız” derlerdi. Küçükler tanışmazlarsa da durumu bilen büyükler de birbirine “teyze oğlu” derlerdi.
Hatta Enver abinin düğününde annesi Emiş teyze: gidin Gargaradan Abdurrahman dayımla Alimazı yengemi çalgı için alın gelin demiş, Abdurrahman emmim oğlan evinde Alimazı nenem de kız evinde çalgı çalmışlardır.
Bizim sülalenin sekiz ferdi: Tobbaş Mehmet oğlu Dekoca Mustafa – Ayşe (1864- 1945) evladı, Ahmet, Mehmet, Ali, Hüseyin Abdurrahman, Havva, Hatice ve Rukiye, beş oğlan üç kız da Emiş teyzeye aynen “bizim gız” şeklinde hitap ederlerdi. Hatta Hatice halam kızının adını Emiş koymuştu. Emiş aynı zamanda Havva halamın İsmail adlı Etçi lakaplı merhum oğlunun hanımıdır.
Babam Hüseyin Kızılca ile Alakalı Enver Abinin Anısı
“Hüseyin dayım Gargarada ilk ticarete başlayan kişidir, Zeybekler ve Bozgoca İbrahim’i dayımla kısa süre de olsa ortaklık yaparak ticaretle tanışmışlardır.
Hüseyin dayım ben on yaşlarındayken Yukarı İzvid’e satış için gelirdi, boz eşeğinin iki denginde yer alan tahta bavulları köyün ortasındaki dama indirir açardı. Bütün köylüler başına billenirdi. A’dan Z’ye her şey vardı; pazenden makaraya, defterden silgiye, boyadan çatal iğneye, kekik yağından boncuğa halkın ihtiyaç duyduğu her şey.
Anam onun geleceği günü bildiğinden dayım gelmiş der ve hemen yemek hazırlamaya başlardı.
Bir gün ben de serginin başındaydım, dedem herkese bir şey alıp hediye ediyordu. Ben de dede bana da kalem defter alıver, deyince dedem enseme inen hafif bir şaplakla beni oradan savdı.
Ben ağlayarak eve geldim, anam dayıma yemek hazırlıyordu. Ağladığımı belli etmemeye çalışıyordum, anam da üstelemedi. Biraz sonra Hüseyin dayım geldi, Selamün Aleyküm bizim gız, dedi. Sofraya oturdular, ben kenarda mıssıklıyordum, dayım, nesi var bunun bizim gız? diye sorunca anam, valla bilmem dayı, geldi geleli öyle, dedi.
Sonra dayım ben biliyorum bunun mıssıklama sebebini, deyip anlattı. Yemekten sonra dayım elimden tutarak sergiye götürdü ve bana istediğim defter kalem ve saireyi verdi, hiç para da istemedi.”
Sonuç olarak Enver Aslan abinin anneannesinin annesi yüzde doksan dokuz dedem Mustafa Kızılcanın halasıdır, yüzde bir ihtimal ise teyzesi olduğu yolundadır. Her halükarda iki batın öncesinin kardeş çocuklarıyız.
Dedem Mustafa Kızılcanın babası yani büyük dedem kayıtlarda Tobbaş Mehmet olarak geçmektedir. [1] Ancak kendi kardeşleri ve oğlu Dekoca Mustafa Kızılca’dan başkası hakkında yakın zamana kadar hiçbir malumatımız yoktu.
Kızılcalı Mehmet (1780- 1845) adlı çalışmam ile beraber büyük dedem Tobbaş Mehmet’in iki kız kardeşi, bir kızı, bir de dedem dekoca Mustafa’dan ayrı oğlu olduğunu kesin olarak öğrendik.
Dedemin babası Topbaş Mehmet’in kız kardeşlerinden birisi Yukarı çağlara gelin giden Emiş teyze, diğeri de Habip Mahallesinden Daldabanlara gelin giden (…) hanımdır.
Tobbaş Mehmet dedemin kızının ise Molla Ahmetlere gelin gittiğini ve Mustafa, Ahmet ve Mehmet Gökmen abilerimizin babaannesi olduğunu Mustafa Gökmen oğlu Hikmet Gökmenin e-devlet soyağacından öğreniyoruz. Buna göre Molla Ahmetlerden Mustafa, Ahmet ve Mehmet abilerimizin babaanneleri olan Ayşe, Topbaş Mehmet olarak bilinen Mehmet – Fatma ailesinin 1880 yılında doğan ve 1840 yılında vefat eden kızıdır.
Şimdi ise Kızılcalı Mehmet adlı tarihi gerçeklerle iç içe olan romanımın son bölümü olan Tobbaş Mehmet adlı torununun oğlu dedem dekoca Mustafa’nın erkek kardeşini keşfe sıra gelmiştir.
Bu hususta sülale büyüklerinin devamlı “Kırkağaç’ta bir emmimiz var” şeklinde dile getirdikleri ışıktan yola çıktım. Mahallemizden merhum Molla İsmail’in sağ iken bizimkilere anlattığı Kırkağaç’ta tanışma hikâyesi de artısıydı. Daha sonra Molla İsmail merhumun torunu Nureddin Akan hoca efendi de bunu teyit edince babamın emmisdinin bizim gibi üçüncü batından torunlarıyla buluşma kararına vardım.
Kırkağaç’ın sosyal medya guruplarında durumu anlatınca Kırkağaç’ılar büyük teveccüh gösterip fazlasıyla malumat verdiler.
İnşallah bu yazın Kırkağaç’a yapacağımız bir haftalık bir seyahatle verilen yüzde yüze yakın ipuçlarını değerlendirerek bir sonuca ulaşmayı yüce Rabbimden ümit ediyorum.
Şimdi buraya kadar hep erkek tarafını ele aldık, peki dedem Mustafa Kızılca’nın eşi Ayşe ninemin akrabaları kimler?
Bu hususta “Yetmişinci Yılında Mahallemiz Pınargözü” adlı büyük kitap çalışmamız sırasında şaşırtıcı mahiyette sonuçlara ulaştım ve Güneyyurt Pınargözü mahallesinin dörtte üçünün ve Ayşe ninemin buluştuğu Hüseyin – Rukiye ailesinde (1850 – 1926) noktaladık. [2]
Bu konuda mahallemizin bütün ailelerine ve vefakâr halkımıza, e-devlet bilgilerini paylaşarak ve eski resimlerini göndererek esere katkıda bulundukları hatta eseri oluşturdukları için teşekkürü bir borç addederim.














