Suriye’de 1,5 milyon Kürt var. Mikrofonlar açık, raporlar hazır, projeler masada. Ama aynı Suriye’de en az 3,5 milyon Türk yaşadığını söyleyince ortam buz kesiyor. Çünkü bu gerçek, birilerinin işine gelmiyor.
Yıllardır Suriye yeniden dizayn ediliyor. Haritalar değişiyor, yönetimler kuruluyor, koltuklar paylaştırılıyor. Herkesin bir yeri var. Türklerin yok. Bu bir ihmal değil, bu bilinçli bir dışlamadır. Türkler sahada var ama masada yok. Kan veriyorlar ama söz hakları yok.Aynı topraklarda yaşıyorlar ama yönetimde adları bile geçmiyor.
Daha vahimi ne biliyor musunuz? Bu adaletsizliğe Türk halkı da sessiz. Evet, bunu açık açık söylüyorum: Biz sustukça Türkler yalnızlaşıyor.Biz görmezden geldikçe başkaları harita çiziyor. Biz bize ne dedikçe soydaşlarımız kaderine terk ediliyor.
Irak’ta da aynısı oldu. Türkmenler yıllarca idare edin denilerek oyalandı. Sonuç ortada: Temsil yok, güç yok, söz yok. Şimdi aynı senaryo Suriye’de Türkler için sahneleniyor. Ve herkes izliyor. Kimse bana masal anlatmasın. Bir halkın hakkını savunmak, başka bir halkı yok saymayı gerektirmez. Ama bugün kurulan düzen tam olarak budur:
Türkler yok sayılıyor.Türkler ayrılık istemiyor.Türkler kaos istemiyor. Türkler sadece eşit, onurlu ve meşru bir temsil istiyor.Ama bu istek bile rahatsız edici bulunuyor.
Şunu artık kabul edelim: Sessizlik tarafsızlık değildir. Sessizlik, zulmün yanındadır.
Bugün susanlar, yarın nasıl oldu diye sormaya utanmalıdır.
Ben susmuyorum.
Türkler yalnız değildir demek yetmez; yalnız bırakılmalarına karşı durmak gerekir.
Ve son sözüm şudur:
Bu coğrafyada herkes için bir gelecek yazılırken, Türkleri satır aralarından bile silmeye çalışanlara karşı susan herkes, bu vebalin ortağıdır.
-














