Toplumsal kimlikler çoğu zaman yaşanılan yerle tanımlanır. Ancak bazı kimlikler vardır ki yalnızca bir coğrafyayı değil, köklü bir tarihi ve ortak bir hafızayı ifade eder. Karamanlılık ve Ermeneklilik kavramları da bu bağlamda değerlendirilmelidir. Karamanlı olmak bir sonuçtur; Ermenekli olmak ise bu sonucun temelini oluşturan köktür. Karamanoğulları Beyliği’nin tarih sahnesine çıkışı tesadüf değildir. Avşar boyuna mensup Karamanoğulları, Anadolu’ya geldikten sonra Toroslar’ın güney yamaçlarında, Göksu Havzası’nda yurt tutmuştur. Bu bölgenin merkezinde ise Ermenek yer almaktadır. Tarihî kaynaklar, Karamanoğulları’nın ilk yerleşim alanının Ermenek ve çevresi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Beyliğin kurucu unsurları burada yaşamış, güçlenmiş ve siyasi varlığının temellerini bu topraklarda atmıştır. Daha sonraki süreçte Larende, yani bugünkü Karaman, ele geçirilmiş ve beylik merkezi hâline getirilmiştir. Ancak bir yerin başkent olması, o yapının doğduğu yer olduğu anlamına gelmez. Siyasi merkez zamanla değişebilir; fakat tarihî kökler değişmez. Karamanoğulları’nın mayası Ermenek’te tutmuş, kimliği burada şekillenmiştir. Bu nedenle Karamanlılığı yalnızca bir şehir adıyla sınırlamak eksik bir bakış açısıdır. Karamanlılık, Ermenek’te başlayan bir tarihsel sürecin doğal sonucudur. Ermenek’i yok sayarak Karamanoğulları tarihini anlamak mümkün değildir. Çünkü başlangıcı bilinmeyen bir son, sağlıklı şekilde yorumlanamaz. Sonuç olarak Ermenek, yalnızca bir ilçe değil; bir tarihin, bir kimliğin ve bir devlet geleneğinin doğduğu yerdir. Karamanlı olmadan önce Ermenekli olmak gerekir.














