Ermenek artık zeytin yetiştiriciliği için mükemmel bir iklim sunmaktadır. Dört mevsim kuru ve rüzgârlı (poyraz) iklimi; zeytin haşerelerinin yetişmesine engel olmaktadır. (Zeytin sineği yaşamsal döngüsünü tamamlayamamakta, nemsiz ortam sayesinde mantar “fungal” hastalıklar görülmemektedir).Düşük asit oranı,Yüksek polifenol değeri,kendisine has aromasıyla Türkiyenin En iyi zeytinyağı Ermenekte elde edilmektedir.

Sağlığın iksiri (the elixir of the health), sloganı ile ürettiğimiz “MARASPOLİVE” markalı zeytinyağlarımız; yeşilimsi altın sarısı rengi, taze kokusu ile; dilinizde hafif meyvemsi bir tat ile başlayıp, hafif bademsi bir aroma ile biten bir lezzet ile kendini belirtir. Konuya girmeden önce zeytin ağacının bazı özelliklerinden bahsetmek lazım.
Şöyle ki; ZEYTİN
YETİŞTİĞİ YERLER: Vatanı Türkiyedir. Özellikle Ege ve Marmara da yetişir.
YAPISI: Gözenekleri çıplak gözle görünmeyecek şekilde dağınıktır. Is ışınları belirsizdir. Göbek ağaçlı odunlu ağaçlar gurubuna girer.
RENGİ: dış odun açık sarı, iç odunu açık veya koy kahverengidir.
ÖZELLİKLERİ: sıkı yapılı ve sert bir ağaçtır. Genellikle kolay işlenir. Düzgün yüzey verir. Hava değişimine dayanımı sınırlıdır. Fizik dayanımı ortadır. Kuru zeytinin çalışma oranı azalır.
AĞIRLIĞI: Özgül ağırlığı ortalama 0.94 gr/cm3 tür.
KULLANILIŞI: Mobilya üretiminde en çok kaplama olarak kullanılır. Zeytin damar deseni yüzünden kendine özgü bir görüntü sağlar. Fırça sapı ve biblo yapımında kullanılır.
PİYASADA BULUNUŞU: Masifinin belirli bir ölçütü yoktur. Satışında kısıtlıdır. Daha çok kaplama halindedir. Bu kapsamda çeşitli türleri vardır.
Toros Dağları'nın güney eteklerinde yer alan Ermenek, Anadolu'nun zeytinle tanıştığı en eski coğrafyalardan birinin parçasıdır. Akdeniz ikliminin etkilerinin hissedildiği, ancak yüksek rakımın sağladığı serinlik sayesinde kendine özgü bir mikroklima oluşturan bu bölge, yüzyıllardır zeytin ağacına hayat vermektedir.
Tarihi, günümüzden 8000 yıl öncesine dayanan zeytin birçok efsanenin de kaynağı olmuştur. Nuh Peygamber’den, Antik Yunan’a, Mısırlılardan, Romalılara kadar tarihin her aşamasında zeytin ağacından ve zeytinyağının yararlarından söz edilmektedir.
Ege Denizi’nin Santorini Adası’nda yapılan arkeolojik kazılarda çıkan zeytin çekirdeği ve zeytin yaprağı fosillerinin M.Ö. 3700 yılına ait olduğu bilim adamları tarafından tespit edildi. Fakat ilk zeytin ağacının nerede ve kimler tarafından ehlileştirildiği bilinmemektedir. Zira günümüzdeki zeytin ağaçları yabani ağaçların aşılanarak ehlileştirilmiş, bol ürün veren şeklidir. Zeytin yetiştiriciliği, ilk kez M.Ö. 4000 yıllarında Taşlık Kilikya Bölgesinde (Anadolu’da) başlamış, buradan Akdeniz’in diğer ülkelerine yayılmıştır.
Anadolu’dan getirtilen fideler Girit adasına dikildi. Bu ada 3000 yıl boyunca zeytin ağacı kültürünün tüm Akdeniz’e yayılması için büyük rol oynadı. Zeytinin ve yağının elde edilme teknolojisi, depolanması, ticareti hep burada olgunlaştı. Yöre insanı, elde ettikleri zeytinyağını diğer ülkelere ihraç etti. Bu adada yapılan kazılarda Knossos ve Faitos saraylarının yıkıntılarında zeytinyağının elde edilişi ile ilgili değerli belgeler ele geçti. Zeytinyağının üretimi, saklandığı küpler, zeytinlikte dans eden insanları gösteren duvar resimleri vs. Antik Yunan da mitolojik olarak bilim tanrıçası Athena aynı zamanda zeytin ağacının koruyucu tanrıçası idi.
Aristo bu ağaç hakkında eserlerinde geniş bilgilere yer vermişti. Eflatun eserlerinde üzüm asması yanında zeytin ve zeytin-yağının eşsiz bir gıda olduğunu yazmıştı. Atinalılar yıllık kişi başına 30 litre civarında zeytinyağı tüketiyorlardı.
Milattan Önce 1035 yılında tahta çıkan ilk İsrailoğullarının kralı Soul’un alnına zeytinyağı sürülerek kutsanmıştı. O kutsamadan sonra İbranicede günümüzde de kullanılan bir deyim vardır. Bu deyim bir insanın ne kadar sağlam karakterli olduğunu ifade etmek için kullanılır. İyi insanlar anlatılmak istenirken “halis zeytinyağı gibi” derler. Ermenek insanı aynen halis muhlis “MARASPOLİVE” gibidir.

Ermenek'in zeytincilik kültürü yalnızca günümüz üretimiyle sınırlı değildir. Bölgenin sarp vadilerinde, kayalık yamaçlarında ve eski yerleşim alanlarının çevresinde bulunan doğal zeytinlikler ve zeytin ormanlıkları, zeytinin bu topraklarda çok eski dönemlerden beri var olduğunu göstermektedir. Bu doğal varlıklar, Ermenek'in zeytinle kurduğu ilişkinin sonradan oluşmuş değil, yüzyıllar içerisinde şekillenmiş kadim bir kültür olduğunu ortaya koymaktadır.
Yörede bulunan bazı anıt zeytin ağaçlarının yaşlarının 1000 yılı aştığı kabul edilmektedir. Ermenek böllgesinde Ermenek'a ait zeytin türleri vardır. Bu ağaçlar; Bizans, Karamanoğulları Beyliği, Osmanlı Devleti ve Cumhuriyet dönemlerine tanıklık etmiş yaşayan tarihî miraslardır. Gövdelerindeki derin izler ve güçlü kök sistemleri, Ermenek'te zeytin yetiştiriciliğinin asırlardır kesintisiz devam ettiğinin doğal kanıtlarıdır.
Zeytinin bilimsel künyesi "oleaceade" familyasından başlar. Leylak ve yasemin gibi süs bitkileriyle aynı familyadan "olea", yabani bir meyva ağacıdır. "Olea" cinsinden dünyada yaklaşık 30 değişik tür saptanmıştır. "Olea Europea" da bunlardan biri ve en önemlisidir. Anayurdu Doğu Akdeniz olan "olea europea"nın başlıca iki alt türü vardır: "Olea europea oleaster"(yabani) ve "olea europea sativa"(ehli)…

Zeytinin eşsiz meyvesinden çıkarılan yağ önce gecelerimizi aydınlattı, mabetlerimizi kutsadı, ruhumuzu rahatlattı, sonra saçlarımızı, cildimizi güzelleştirdi, vücudumuzu ovdu, geliştirdi ve temizledi ve nihayet mutfağımızın baş tacı oldu. Ne var ki, kökü tarih öncesine dayanan yabani zeytin ağacının kaç bin yaşında ve anayurdunun tam neresi olduğu konusunda arkeobotanikçiler, tarihçiler ve arkeologlar arasında bir görüş birliği yok.
Ermenek zeytinciliğinin en önemli özelliklerinden biri de sahip olduğu yerel genetik çeşitliliktir. Bölgede nesiller boyunca korunarak günümüze ulaşan ve yöreye uyum sağlamış en az üç farklı yerel zeytin tipi bulunmaktadır. Bu çeşitler, uzun yıllar boyunca doğal seleksiyonla şekillenmiş, bölgenin iklim ve toprak özelliklerine uyum sağlayarak kendilerine özgü aroma ve karakter geliştirmiştir.
Ermenek havzası, Akdeniz'den gelen sıcak hava akımları ile Torosların serin dağ ikliminin kesişme noktasında yer almaktadır. Gündüz ve gece sıcaklıkları arasındaki fark, zeytin meyvesinde aromatik bileşiklerin gelişmesini destekler. Kalkerli ve mineral bakımından zengin toprak yapısı ise zeytinin karakteristik lezzet profilinin oluşmasına katkı sağlar. Bu nedenle Ermenek'te yetişen zeytinlerden elde edilen yağlar; meyvemsi aroma, dengeli acılık ve hoş yakıcılık özellikleriyle dikkat çeker.
Bölgede zeytin yetiştiriciliği yalnızca ekonomik bir faaliyet değildir. Hasat dönemi aynı zamanda sosyal ve kültürel bir gelenektir. Aileler ve komşular bir araya gelir, zeytinler özenle toplanır ve kuşaklardan kuşaklara aktarılan bilgi birikimiyle işlenir. Bu geleneksel üretim kültürü, Ermenek zeytinyağının kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Peki, Bundan binlerce yıl önce hangi insanoğlu, bu yabani ağacı aşılayarak daha bol, daha az acı, daha büyük ve yağlı zeytin taneleri elde etmeyi, yağını sıkarak günlük yaşamında kullanmayı başardı? Bilimsel olarak kimse kesinlikle bilmiyor. Efsaneler dışında sadece varsayımlar söz konusu. Uluslararası saygınlığa sahip Dünya Zeytin Ansiklopedisi yazarı Jose M. Blazquez "Zeytin yetiştiriciliği yaklaşık altı bin yıl önce Anadolu'da başlamıştır" görüşünü savunuyor ve bu bölgede eski dönemlerde yaşamış halklar içinde yalnızca Asur ve Babillilerin zeytincilikle ilgili bilgi sahibi olmadıklarına dikkat çekiyor.
Bahsedilen bu bölge tarihi kayıtlarda; F. Cavaignac ile L. Delapot Arzava bölgesinin Antalya körfezinin doğu kısımları ile Mut, Ermenek, Hadım, Bozkır yöreleri; J. Garstang ise Arzavayı Antalya körfezinin batısında Denizli, Burdur, Isparta yöreleri olabileceğini iddia etmektedir. Ancak J. Garstang “Aynı zamanda II. Murşil devrinde daha geniş sahaya yayılmış olan Hopalla Kofederasyonunun Mira, Saha ırmağını da içine alan Arzavanın hudutları kuzeyde yukarı Menderes (Meander) de Afyonkarahisar'a uzanıyordu. Güneyde Dalaman (indüs) ırmağına kadar bütün sahil boyunca devam ediyordu” demekle Arzavanın sınırlarının zaman zaman değiştiğini küçülüp büyüdüğünü kabul etmektedir.
Netice olarak M.Ö. 1400 yıllarında Ermenek'in Arzava Konfederasyonuna dahil bulunduğunu ve Hopalla Krallığı hudutları içinde olduğunu kabul edebiliriz. Hapalla F. Cavaignac'a göre Çumra, Bozkır, Beyşehir, Seydişehir bölgeleri, J. Garstong'a göre Alaiye, Anamur, Ermenek, Hadim, Bozkır bölgelerine, L. Delopart'a göre Konya, Kadınhanı, Ilgın bölgeleridir. Hapalla'nın Frigler zamanındaki Capalla olduğunu Kirer ve Vilyom kabul eder.
Ama zeytini ilk ehlileştirenler, üzüm, incir, nar, hurma gibi birçok meyve ağacının ilk yetiştirildiği uygarlıklar beşiği Ön Asya'da, Suriye ve İran'ın kesiştiği yayda oturanlar olsa gerek. Persler, Mezopotamyalılar ve büyük olasılıkla Akdeniz'in doğusundan içeri Mezopotamya'ya kadar yayılan Suriyeli ve Filistinliler.
Tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Ermenek, zeytin sayesinde aynı zamanda bir tarım kültürü merkezi olmuştur. Antik çağlardan itibaren Akdeniz havzasında kutsal kabul edilen zeytin ağacı, Ermenek'te bereketin, barışın ve uzun ömrün sembolü olarak görülmüştür. Bölge halkı için zeytin yalnızca bir ağaç değil, geçmişle gelecek arasında kurulan yaşayan bir bağdır.
Günümüzde Ermenek zeytinyağı; yüksek rakımlı Toros yamaçlarının, bin yıllık zeytin ağaçlarının, yerel çeşitlerin ve üreticilerin bilgi birikiminin birleşmesiyle ortaya çıkan özgün bir üründür. Bu özellikleri sayesinde Ermenek zeytinyağı, yalnızca bulunduğu coğrafyada üretilebilen ve özelliklerini doğrudan bu coğrafyadan alan özel bir değerdir.
Ermenek zeytinyağı Taşeli Platosunun güneşini, kadim zeytin ağaçlarının bilgeliğini ve Ermenek insanının emeğini her damlasında taşıyan eşsiz bir kültür mirasıdır.
* "Tarihten de eskidir Zeytin ağacı", "Altıbin yıllık Hasat" ve "Antik Dönemde Anadolu" paragraflarının tüm içeriği Artun Ünsal'ın "Ölmez Ağacın Peşinde Türkiye'de Zeytin ve Zeytinyağı" isimli eserinden alınmıştır. Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan bu müthiş eseri zeytin ve zeytinyağı tutkunlarının, arkebotanikçilerin aslında herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederiz. Sayın Artun Ünsal'a tüm zeytin tutkunları adına teşekkür ederiz.
**"Mitolojide Zeytinyağı" Sn. Zeynep Can'ın güncellenmiş olarak Bodrum Magazin dergisinde yer alan ve 31 Ekim 1994 tarihli Hürriyet gazetesinde yayınlanan yazı dizisinden alınmıştır. Sayın Zeynep Can'a teşekkür ederiz.
Şerafettin GÜÇ
Kaynaklar:
- https://www.erkanaykan.com/onemli-bilgiler/zeytinagaci-tarihce
- https://genis.com.tr/blog/zeytinin-oykusu
- https://metezeytin.com/zeytin-agacinin-tarihcesi/?srsltid=AU7gw4WqWoj5NrDIynh0jFvdiJXstOv7HRjLOp8jWV9a6_rjvvXWNuEo
- https://arkeofili.com/zeytin-agaclari-ilk-kez-7-000-yil-once-evcillestirildi/















Taş İli bölgesini adım adım neredeyse gezip araştırmak, yazılmayanları yazan, üzerine ölü toprağı serpilen konuları el verdiğince gün yüzüne çıkaran, kıymetli Şerafettin Beye kolaylıklar ve çalışmalarında başarılar diliyoruz. Hocam ilginize teşekkür. Faydalanıyoruz.
Sayın Şerafettin hocam bölgenin geçmişine bu kadar değer verişinizden, kaynakları hassasiyetle taramanızdan dolayı kıymetli bir arşiv yapıyorsunuz çok teşekkür ederiz. Mükemmel bir araştırma.
Ermenek bölgesinin tanıtımına emek verenleri gönülden kutlarım. Bu değerli bilgiler umarım bir köşede kalmaz. Belediyenin arşivlemesi gerekir düşüncesindeyim. Şerafettin Beyin değerini bilelim. "Herkes biraz ya Karamanlıdır; ya da Karamanoğullarındandır. Ş.G." Kendi ifadesiyle. Çok faydalandık. Saygı selamlar. Akpınar sülaleri..
Kaynak çok önemli. Toplayıp derlemek bir başka özellik. İşin başka bir yanı da bunları kaleme alıp akıcılık vermek. Hocam elinize beyninize sağlık. Bölge halkı sizi seviyor. E. Öğrt. Nurhayat Özlem Dikici
Sayın abim yine derin araştırmış. Bölgenin altını üstüne getiren, kıyıda köşede olanları gün yüne çıkaran büyüğümüz sağ olasın.. Derviş Kavakçı