KOĞUŞTAKİ ERMENEKLİDEN KİMSENİN HABERİ YOK
Türkiye’yi ekran başına kilitleyen 7. Koğuştaki Mucize, vicdanı, adaleti ve insanlığı sorgulatan sahneleriyle hafızalara kazındı. Filmdeki performansıyla dikkat çeken Mesut Akusta ise şimdi bambaşka bir tartışmanın merkezinde: Aidiyet.
Evet, resmiyette İzmir doğumlu. Ama kökleri Ermenek’e uzanıyor. İşte tam da mesele burada başlıyor.
Sormak gerekiyor:
Bir insan köklerini neden yüksek sesle sahiplenmez?
Bu soru sadece Mesut Akusta’ya değil…
Asıl bu soru, Ermenek’e.
Çünkü ortada tuhaf bir sessizlik var.
Ne sanatçı “ben buradayım” diyor,
ne memleket “sen bizdensin” diye sahip çıkıyor.
Ortaya çıkan tablo ise acı:
Değer üretildiğinde susan,
ama başarıya uzaktan bakıp gururlanan bir memleket profili.
Mesut Akusta cephesine bakarsak…
Bu topraklardan gelen bir bağ varsa, bunu sahiplenmekten neden imtina edilir? Büyük şehirlerde kariyer yapılınca, Anadolu ile bağ kurmak bir yük mü oluyor? Yoksa sadece işine gelince hatırlanan bir detay mı?
Ama işin diğer yüzü daha da sert:
Ermenek gerçekten kendi değerine sahip çıkıyor mu?
Bir sanatçı çıkıyor, ülke çapında ses getiren bir filmde yer alıyor…
Ama memleketinde bunun karşılığı yok. Ne güçlü bir sahiplenme, ne bir gündem, ne de bir sahip çıkma refleksi…
Sonra dönüp şikâyet ediyoruz:
“Neden bizim içimizden çıkanlar bizi unutur?”
Belki de önce şu soruyu sormak lazım:
Biz kimi hatırladık ki, kim bizi hatırlasın?
7. Koğuştaki Mucize sadece bir film değil; aynı zamanda bir ayna. O aynaya bakınca sadece adaleti değil, kendi çelişkilerimizi de görüyoruz.
Bir yanda köklerini dillendirmeyenler…Diğer yanda kendi değerine sahip çıkmayanlar…
Ve ortada kaybolan bir gerçek:Bu hikâyede herkes biraz suçlu.
Ama en önemlisi Memo için idama gidenler, Memleketi için tek kelime etmiyor..
Her ne olursa olsu o filmdeki mucize Ermenekli Mesut Akustaydı..







