ÖNCE KAPATMAYA KALK, SONRA KAHRAMAN OL!

Kazancı Lisesi'nin eğitime devam edecek olması hepimizi sevindirmiştir. Çünkü mesele siyaset değil, çocuklarımızın geleceğidir.

Ancak kamuoyunun cevabını beklediği çok önemli bir soru var:

Okulu kapatma kararını alan anlayış ile bugün o kararı durdurmayı başarı hikâyesi olarak anlatan anlayış aynı değil mi?

Milli Eğitim Bakanı'nı atayan da aynı siyasi iktidardır. Eğitim politikalarını belirleyen de aynı yönetim anlayışıdır. Bu nedenle önce okulun kapanmasına zemin hazırlayan sürecin yaşanmasına izin verip, ardından sorunun çözümünü siyasi başarı olarak sunmak kamu vicdanını tatmin etmez.

Devletin görevi okul açmak, eğitimi güçlendirmek ve çocuklarımızın geleceğini güvence altına almaktır. Bir okulun açık kalması, herhangi bir siyasi partinin lütfu değil; devletin en temel sorumluluğudur.

Elbette bu süreçte girişimde bulunan, katkı sağlayan herkesin emeğine saygı duyulur. Ancak asıl övgüyü hak edenler; günlerdir sesini yükselten öğrenciler, veliler, öğretmenler ve Kazancı halkıdır. Eğer bugün okul açık kalıyorsa, bunda kamuoyunun ortaya koyduğu ortak iradenin de önemli bir payı vardır.

Sorulması gereken soru şudur:

Madem okulun açık kalması mümkündü, neden kapatma kararı alındı? Neden öğrenciler ve aileleri bu belirsizliği yaşamak zorunda bırakıldı?

Ermenek ve Kazancı halkı alkıştan çok hesap verilebilirlik beklemektedir. Çünkü sorunları önce ortaya çıkarıp, sonra çözümünü siyasi başarı olarak pazarlamak kamu yönetimi anlayışı olamaz.

Eğitim, siyasi reklamın değil; milletimizin ortak geleceğinin konusudur. Kazancı Lisesi'nin açık kalması sevindiricidir. Temennimiz, bundan sonra hiçbir okulun benzer tartışmaların konusu olmaması ve eğitimin günlük siyasetin malzemesi hâline getirilmemesidir.